Güncelleme: 19.04.2010 05:17 Sunucu saati: 07.09.2010 05:10
Türkiye'nin En Büyük Öğrenci Gazetesi
Anketimize cevap verdiniz mi?

Kılıçdaroğlu

Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan baş döndürücü gelişmelerden hepimiz haberdarız. Tıpkı e-muhtıra gibi, yine bir gece yarısı operasyonuyla, bu kez yandaş basının da marifetiyle, Deniz Baykal’ın özel hayatı bilgisi ve isteği dışında ifşa edildi. Görüntülerde, CHP’nin o dönemki -o dönemki diyoruz ama sadece 12 gün öncesinden bahsediyoruz-Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP Ankara milletvekili Nesrin Baytok oldukları iddia edilen iki kişinin aynı yatak odasındaki görüntüleri bulunuyordu. 

Görüntülerin yayınlanmasından hemen sonra Deniz Baykal hafta sonu boyunca evine kapandı, bir durum değerlendirmesi yapma ihtiyacı hissetti. Ailesiyle, arkadaşlarıyla, sevenleriyle ve sevdikleriyle birlikte bir karara vardı. CHP Genel Başkanlığı görevinden, partiye zarar gelmemesi için istifa etti. İstifasının pes ediş değil, yeni bir mücadelenin başlangıcı olduğunu söyledi. Olayı bir komplo olarak adlandırdı ve bu olaydan dolayı doğrudan hükümeti sorumlu tuttu, Pennsylvania’dan gelen üzüntü ve destek mesajlarının içten ve samimi olduğuna inandığını belirtti. Görüntülerin içeriğini kesinlikle tartışmaya açmadı; ancak görüntüyü de yalanlamadı. 

Deniz Baykal, 10 Mayıs’ta istifa etti. 11 Mayıs’ta Parti Meclisi toplandı. Parti Meclisi’ndekiler Deniz Bey’in geri dönmesi gerektiğini söylediler. Bendeniz ise, 11 Mayıs’tan -hatta 10 Mayıs’taki istifanın şokunu atlattığımdan- beridir Kemal Kılıçdaroğlu dışında bir isim telâffuz etmiyorum. Bu değerlendirmemi çok yakınımdaki arkadaşlarımla da paylaşmıştım; haksız çıkmadığım için de oldukça sevinçliyim. 

Öncelikle, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın istifa etmesini tamamen doğru bulanlardanım. Kendisi bu tip bir komploya, gizli kamera tuzağına yakalandığı için oldukça şanssız. 18 yaşını geçmiş iki insanın kendi aralarında ne yaşadığı, kendileri dışında hiç kimseyi ilgilendirmez. Bunun gizli kamera marifetiyle alçakça ve sinsice kayda alınması ve siyasi bir operasyonun parçası olarak kullanılması kesinlikle kabul edilemez. 

Gelgelelim, bir de çıkar-siyaset ikilemi çıkıyor karşımıza. Deniz Baykal’ın 18 yıldır Özel Kalem Müdürlüğü görevini yürütmekte olan Nesrin Baytok, 2007 seçimlerinde çok sayıda liyakatli, bilgili, birikimli, tecrübeli siyasetçiyi geride bırakarak aday listesinde üst sıradan kendisine yer buldu. Siyasetçilerin özel kalemlerini ya da özel/kişisel hizmetlerini üstlenen kişileri milletvekili yapmaları Türkiye’de alışılmış bir durum. Recep Tayyip Erdoğan, özel kalem müdürü Turhan Çömez’i 2002’de Balıkesir milletvekili yapmıştı. Diğer siyasetçilerden bu tip örnekleri bulmak mümkün. Bülent Ecevit’in koruma müdürü Recai Birgün ve doktoru Mücahit Pehlivan da milletvekili oldular. Bu durum, bana hiç etik gelmese de, lider sultasının bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. 

Görüntüler internette patlak verdiğinde, çok sayıda insanın ağzına sakız oldu. Deniz Baykal’ın özel kalem müdürüyle ilişkisinin olduğu ve özel kalem müdürünün bu yüzden milletvekili yapıldığı iddiası çok çirkin idi; ancak kulaktan kulağa yayılıyordu. Fısıltı gazetesinin hızını biliyorsunuz. Ayrıca, bu görüntülerin 7-8 yıllık olduğu ve Deniz Baykal’ın 2002 seçimlerinden sonra Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü bu görüntüler yüzünden, şantaj sonucu açtığı bile söylendi. 

Deniz Baykal istifa etti. İstifadan sonraki gün CHP’nin TBMM Grubu basına kapalı  olarak toplandı. CHP Genel Sekreteri Önder Sav, basına yaptığı  açıklamada “Deniz Baykal istifa etti diye kimse avuçlarını  ovuşturmasın” dedi. CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, kendisine sorulan ısrarlı sorulara cevap olarak iki kez “Kesinlikle aday olmayacağım” dedi. Çünkü birileri, kendisini “Aday olmaması” için terörize etmişti. Bazı CHP’li yetkililer “Biz bu kurultayda aday aramıyoruz, hain arıyoruz” şeklinde açıklamalar da yaptılar isim vermeden. 

Deniz Baykal’ın Angora Evleri’ndeki villasının önünde birtakım eylemler yapıldı. Deniz Baykal’ın oğlu Ataç Baykal’ın bacanağı olduğu söylenen CHP’li Maltepe Belediye Başkanı Prof.Dr. Mustafa Zengin ve CHP’nin Maltepe Gençlik Kolları’ndan olduğu iddia edilen bir grup genç, “aydınlık orucu”na başladılar. Trilyonluk villaların yer aldığı Angora Evleri’nin site girişine çul çaput bağlayarak olayı türbe ziyaretine çeviren genç eylemcilerin varlığı, beni oldukça rahatsız etti. Kaldı ki, bir siyasi partinin genel başkanının koruma duvarı ile çevrili, trilyonluk villaların yer aldığı elit bir sitede, steril bir ortamda, halktan uzak yaşaması da ayrı bir soru işareti. 

Deniz Baykal’ın istifasından sonraki hafta, resmen lobiler savaşı şeklinde geçti. Deniz Baykal geri dönsün diyenlerle, Kılıçdaroğlu gelsin diyenler kapıştılar. Halk, Deniz Baykal’ın geri dönmesini istemiyordu. Genel Başkan’ın başına gelenler, yani özel hayata ilişkin görüntülerin gizlice çekilmesi tümüyle yanlıştı; ancak bu görüntüleri halka açıklayabilmek mümkün değildi. Ayrıca, Deniz Baykal 1999’da istifa etmiş, 2000’de partinin başına geri dönmüştü. 10 Mayıs’ta istifa edip, 12 gün sonra 22 Mayıs’ta partinin başına yine geri dönerse bu durum halka izah edilemezdi. 

17 Mayıs’ta Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığı için adaylığını, Deniz Baykal’dan icazet almadan, bir basın toplantısıyla açıkladı. Açıklamadan sonra, CHP Genel Sekreteri Önder Sav’dan kendisine bir destek açıklaması geldi. Bunun üzerine, CHP’nin Politbüro’su sayılan 20 kişilik Merkez Yönetim Kurulu, istifasını veren Deniz Baykal ve o günkü toplantıya katılamayan bir üye haricinde toplandı. Toplantıda Önder Sav’ı istifaya çağırdılar; Önder Sav haricindeki tüm üyeler Deniz Baykal’ın geri dönmesini desteklediler. 

Bu derece körlük, miyopluk, halktan kopukluk anlaşılabilir gibi değil. Tüm siyasi ikballerini, geleceklerini Deniz Baykal’a bağlayan, koltuğuna yapışmış kalkmak bilmeyen, kendi kişisel çıkarlarını parti ve ülkenin çıkarlarının önüne geçiren bu şahıslar, halktan destek bulamadılar ve yapayalnız kaldılar. Sonunda Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı, “kurultayda toplanan 1246 imza” ile kesinleşti ve kendisi 1189 oyla CHP Genel Başkanı seçildi. 57 fire nasıl ve neden verildi, bilemiyorum. 20 kişilik MYK’dan fire çıkmış mıdır? 

Kemal Kılıçdaroğlu, SSK ve Bağ-Kur Genel Müdürlüğü yapmış, Hacettepe Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi olarak çalışmış, Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü Daire Başkanlığı ve Genel Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulunmuş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı’nı yürütmüş bir isim. Devlet tecrübesi oldukça fazla. 

Kemal Kılıçdaroğu’nun kurultayda yaptığı konuşma çok anlamlıydı. Dünyanın küresel ekonomik kriz ve işçi hareketleri ile sarsıldığı bugünkü ortamında; TEKEL işçilerinin ciddi emek düşmanı saldırılara maruz kaldığı, Tuzla’daki tersane işçilerinin Zonguldak’taki maden işçilerinin işçi cinayetlerine kurban gittiği, sol çizginin yükselmek zorunda olduğu Türkiye’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşması emekçilerin, işsizlerin, yoksulların, emeklilerin, ezilenlerin haklarını sonuna kadar koruyan ve savunan bir doğrultuda idi. Ayrıca, temsilde adalet ilkesiyle bağdaşmayan “%10 barajının düşürülmesi” ciddi bir vaat. Kendisinin parti içi demokrasi ve parti tüzüğü konusunda söz verdikleri ise yabana atılır gibi değil. AKP’ye tamamen “haksız zenginleşme”, “yolsuzluklar”, “muhalefete tahammülsüz baskıcı ve faşist ortam” üzerinden, çok tutarlı eleştiriler getiren Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin önceki çizgisinden çok daha doğru bir yerde duruyor. 

Kılıçdaroğlu Kürt ve Alevi, Tuncelili. Cumhuriyet tarihimiz boyunca ezilmiş, dışlanmış, ayrımcılığa uğramış olan iki kimliğe birden mensup. Amerika’da da siyahlar bundan 60 yıl önce eşit yurttaşlık haklarına sahip değildi; ancak Barack Obama’nın 2008’de başkanlığa seçilmesi ile Amerika kendi tarihsel yanılgısını bir ölçüde düzeltti. Bizde de Kılıçdaroğlu’nun devleti kuran partiye genel başkan seçilmesi, tarihsel yanılgının bir ölçüde düzeltilmesini sağladı. Kendisini tebrik ediyorum ve görevinde başarılar diliyorum.

Erkan Bayır
Biyolojik Bil.
erkanbayir@gmail.com
23.05.2010 13:37
Görüntülenme Sayısı: 1490


Bölümdeki diğer yazılar:
Yazarın yazıları:

baykal kendini düsünüyor eğer ülkeyi düsünseydi bu secimlerde giderdi böyle gitmesi tabiki ücücü ancak ortadada gercek var laiklik tehditi ve aclık tehditi afrikaya dönüyoruz farkındaysanız baykalın yaptığı utanılacak birsey değil ancak sekreterini bu yooola milet vekili yapmak biraz sacmalık zaten kılıçtaroğlu bastan haketmisti menfaat iç güdüsü güdülmesse chp iktidar küçük makszim guruplarıda destek olmalı sola işçilerde tele kulak köye kadar indi köylude artık sol demeli sol tuzu kuruluktan kurtulup halka açılmalı
emre egegil - 24.05.2010 12:24

Sakin bir dille yazılmış, yazar CHP'li olmasına rağmen CHP'de olanlara oldukça dışarıdan bakabilen bir yazı. Yalnız Türkiye siyasetinde kangrenleşmiş bazı noktalara değinmekte fayda var: Kılıçdaroğlu her ne kadar etnik olarak Kürt ve din/mezhep olarak Alevi olsa da, bugün kendisini Kürt ve Alevi olarak ifade eden bir yurttaş olarak CHP genel başkanı olmadı. Kılıçdaroğlu kendini Kürtçe'yle de ifade edebilen, CHP'nin doğu mitinglerinde Kürtçe konuşarak kendini seçmene anlatabilen bir lider olabilecek mi, hiç zannetmiyorum (Bunu Kürtçe bilip bilmemesinden bağımsız olarak söylüyorum). Aynı sorun dinsiz bir lider için de geçerli. Hayal edebiliyor musunuz açıkça "Ben dinsizim"* diyen birinin bir kitle partisine Türkiye'de lider olabileceğini? Ben ne AKP'de, MHP'de,ne BDP'de, ne de CHP'de halkın karşısında Kürtçe konuşabilen ve** "dinsiz" olduğunu açıkça ifade edebilen bir bireyin siyasi lider olabileceğini ihtimal veriyorum....Ülkemizde toplumun ve siyasetin iklimi budur, ne yazık ki. Bunu değiştirebilene, dönüştürebilene, "devrimci" demek lazım.... *Bu "dinsiz" örneğinin Alevilik ya da CHP'yle bir ilgisi yok, Türkiye'de siyasetin iklimini ve koşullarını ortaya koymak için örnek olarak verildi. **"ve" sözcüğü iki koşulun beraber yerine getirilmesini gerektiriyor.
Ozan Ekin Kurt - 24.05.2010 17:38

mukaddes partimizin basina nihayet hosumuza giden biri gecti ya bu ulke kurtulur. bir de su onder sav'i derinlemesine analiz etmek lazim tabiki. adamin istedigi kaliyor istemedigi gidiyor. kendisi hep kaliyor. koskoca chp mkyk'sini "cebinden cikarip atti." sanirim chp de sorun "lider sultasi" degil "genel sekreter sultasi." kemal beyin yolunu acti diye alkisladigimiz sav beyin bu yonunu de gorelim bence. cunki ayni sav daha once "kemalle olmaz demis." ama simdi olur dedigi icin oldu:)
bravosav - 25.05.2010 13:11

erkan bey birak su partileri albirini vur otekine hepsibirbirinden merdane icimi acitan ooooo güzelim cesme ilica pilajlari ne o rezalet yazik yazik icler acisi cesmenin belediye baskani yatahinda rahat uyuyabiliyormu izmir haberlerinde gördüm icler acisi dur diyecek bir yetkili yokmu cadirlar kurmuslar elbiselerle yüzüyorlar allahaskina ne oluyoruz gündüz yiyorlar gecede tuvalet ihtiyaclarini nasil gideriyorsunuz sorduklarinda kacamak cevap veriyorlar malumum kumsala cesme sonra ilica sonrada alacati alacatiyi marka yapacam diyor bosnak belediye reyizi bu gidisle korkarim arkadan birnumara yapcak nerde oeski alacatim slm erkan by
almanya - 30.07.2010 16:46

erkan bey seni bilmem ama benim canimi acitiyor bu ne rezalet yine haberlerde gördüm iki gec denizin icinde kaza geciriyorlar ilica pilajlarinda cesme adi büyük ama hastanesinin ici bos aman allahim aci ama gercek almanyada öyle bir kaza olsa aninda elikopter gelir insanin deyeri var hem benin yasadihim yer kücük aninda ilk yardim arabasinda doktor olur utanc verici kimseye tafsiye etmem cesmeyi izine yetmezmis tayip erdohan simdide kilictar oglu cikti ama bizim insanimiza layik kimse gitmese kendi yalanlarini kendileri dinlesin siyaset deyil rezalet albirini vur otekine aslinda türkiyemiz cok güzel ama atatürk gibi birine ihtiyacimiz var slm
almanya - 12.08.2010 21:39

Ozan'a burdan cevap yazalım: CHP'nin ana direği olan adam yani Önder Sav, inançlı biri değil. Bir kaç yıl önce olan ve muhafazakarların çok üstüne gittiği hac polemiklerinden hatırlarsın belki. Kemal Kılıçdaroğlu zaten Dersimli. Yani bu ülkede kısa vadede "dinsiz" veya "öteki" veya "Sünni olmayan" biri başbakan olabilecekse bu ancak CHP'den çıkabilir gibi duruyor. Tabii CHP amorf ideolojisinden dolayı Alevilere duyduğu sempatiyi, Kürtlerden esirgiyor gibi. Baykal sıradan bir burjuva milliyetçisiydi. Kürt meselesinde Kılıçdaroğlu nasıl bir çizgi takip edecek, göreceğiz. Kimse CHPden devrim yapmasını beklemiyor zaten. Sosyalizmin iktidar olamadığı ülkemizde, mantıklı ve tutarlı bir sosyal demokrat partimiz olsun bari. CHP iktidar olunca tabii herşey güllük gülistanlık olmayacak, ama AKP denen faşizm yumağından daha iyi olacağından da pek şüphe etmiyorum. Yapabilirlerse tabii.
Gomonist - 22.08.2010 03:44

Ozan'a burdan cevap yazalım: CHP'nin ana direği olan adam yani Önder Sav, inançlı biri değil. Bir kaç yıl önce olan ve muhafazakarların çok üstüne gittiği hac polemiklerinden hatırlarsın belki. Kemal Kılıçdaroğlu zaten Dersimli. Yani bu ülkede kısa vadede "dinsiz" veya "öteki" veya "Sünni olmayan" biri başbakan olabilecekse bu ancak CHP'den çıkabilir gibi duruyor. Tabii CHP amorf ideolojisinden dolayı Alevilere duyduğu sempatiyi, Kürtlerden esirgiyor gibi. Baykal sıradan bir burjuva milliyetçisiydi. Kürt meselesinde Kılıçdaroğlu nasıl bir çizgi takip edecek, göreceğiz. Kimse CHPden devrim yapmasını beklemiyor zaten. Sosyalizmin iktidar olamadığı ülkemizde, mantıklı ve tutarlı bir sosyal demokrat partimiz olsun bari. CHP iktidar olunca tabii herşey güllük gülistanlık olmayacak, ama AKP denen faşizm yumağından daha iyi olacağından da pek şüphe etmiyorum. Yapabilirlerse tabii.
Gomonist - 22.08.2010 03:55

İsim:

E-posta:

E-posta adresinize bir teyid e-postası gönderildikten sonra yorumunuz onaylanacaktır. E-posta adresiniz görüntülenmeyecektir.
Yorum:
Hocalarımız:
En çok okunan 10

1 Rüyaya uyanmak

En çok yorumlanan 10

1 Rüyaya uyanmak

Yemekhanede Bugün
Yaklaşan etkinlikler